Bu günlerde (20.02.2020) gündemde bir çocuk var ; ismi Atakan… Namı diğer Filozof Çocuk… Bir Alışveriş merkezinin (istanbul marmara park AVM) kitap satan bir firmanın mağazasında (D&R) çekenin kim olduğunu bilmediğimiz bir video ile ünlendi. Filozoflar ve felsefi konularla ilgili konuşmaları, Hal ve hareketleri ile jest ve mimikleri ile insanları etkiledi. Haberlere günde 250 sayfa okuyan çocuk diye lanse edildi. 6 ayda 250 kitap okuyan çocuk diye çıkarıldı. Haberler röportajlar havada uçuştu.
Bence kitap okumayı seven bu çocuğu ailesi veya etrafındakilerce felsefi kitaplar okumaya teşvik edilmesi ile zaten kayda açık olan beyni felsefe ile doldu veya dolmaya başladı. Çocuk bu yönde okuduğu cümleleri sarf etti sadece. Çocukça davranışlar beklenen Atakandan eski yunan filozofu platonu (eflatun), nihilizmi (hiçlik/yokluk/hiççilik) duyunca millet bi afalladı. Bence çocuk güzel bir yöne gitmiş meyletmiş ancak bir diğer bilim olan eğitimi bilimleri ve çocuk gelişiminde olumsuz yönleri olabilmekte. Örneğin diğer arkadaşları “rafadan tayfa” izlerken onların repliklerini yaparken bu çocuğun ilgi ve dikkatini çekmeyecek ve akranları ile kopukluk yaşayacak. Şu bilgilerin (felsefi bilgilerin) bu çocuğa bence lisede verilmesi, öğretilmesi, okutulması gerekmekte. (ki felsefe dersi lisede verilmekte.) Eğitim bilimciler felsefenin küçük yaşlarda öğretilmesi gereken bilgi olacağını söyleselerdi ilkokula dahi konulurdu. Demek ki neymiş o yaştaki çocuğa uygun bir bilgi ve düşünce biçimi değilmiş.
Kim o kitapları eline verdi veya kim o jest ve mimikleri öğretti bilmiyorum ama çocuğa iyi bir şey öğretilmediği kanaatindeyim. Bırakın çocuk çocukluğunu yaşasın. Zaten lisede zorunlu felsefe dersi var. Oraya erkenden gelmesin. Sonra lisedeki felsefe hocası bu çocuğa vermesi gereken bilgiyi tekrar vermeye çalışacak zaten ben bunları biliyorum deyip canı sıkılacak dersi kaynatacak 🙂
Bazı şeylerin anormal olarak değerlendirilmesi; o şeyin uygun yer ve zamanda meydana gelmemiş olmasından kaynaklanır. Bu anormallikler bazen iyi olduğu gibi bazende kötü olabilmektedir. Okumakta olduğum Çocuk Gelişimi bölümünde Özel Eğitim dersi bulunmakta. Özel Eğitim dersinde “Özel” olarak ilgilenilmesi gereken çocuklardan biri de bu çocuk. Kendisine artı olarak yansıyan bu özelliği hayatının diğer bölümlerinde eksi olarak yansımaması için özel eğitime ihtiyaç duymakta.
Demem o ki hayata sadece bir pencereden baktırılan o çocuk için “Özel Eğitim” gerekmekte. Eğer o çocuğa farklı pencereler açmazlarsa (Oyun oynamak, TV izlemek vb. gibi) davranış bozukluğundan tutun bir sürü sorunlar anormallikler yaşanabilir.
Bu arada felsefe güzel bir bilimdir, insana sorgulatmayı öğretir ve bu sorgular sonucu bilimsel teoriler ortaya atılır, ve bunun sonucunda bilimsel veriler ortaya çıkar. Eğer bu bilimsel verileri güzel yönleri ile kullanır isek dünya daha güzel bir dünya olabilir.
Düşünüyorum o halde varım… (Descartes)
