İyi akşamlar güzel insanlar, bugün kadrajımı İstanbul Eyüpte biraz hafiften yukarıya kaldırdım, birde baktım ki İstanbulun balkonunu keşfettim; Pierre Loti Tepesi. Haliç’in durgun sularının gözetçisi ve tavşan adasının bekçisi gibi dimdik duran içinde birçok tarih yatan tepe. İçinde birçok tarih yatan tepe dediysem öyle müze veya antik kazılar aklınıza gelmesin. Burda adı tarihe kazınmış birçok ismin mezarı bulunmakta. Mezarlığın tam tepesinde konumlanan bu seyir terası aynı anda ölümü ve yaşamı yanyana gösteriyor insanoğluna.
Bu tepenin adının neden Pierre Loti olduğunu herkes gibi bende merak ettim neden eyüp tepesi değil veya neden haliç tepesi değil de Pierre Loti? Araştırdım ki ecnebi bir yazar karşıma çıktı.Asıl adı Louis Marie Julien Viaud olan fransız bir romancı. Tahitili (Fransız Polonezyasında bir ada, Büyük okyanustaki Societe adalarından biri) yerliler takmış ona Loti ismini. Loti ise egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin adıymış. Velhasılkelam çiçek gibi adammış kendisi. Asıl mesleği Denizcilik (deniz subayı) olan Pierre Loti atlamış gemiye koy koy liman liman gezmiş durmuş. Farklı yerler farklı kültürler keşfetme fırsatı bulmuş. Bunlardan biri ise o zamanın Osmanlısının başkenti şimdinin Türkiyesinin göz bebeği olan İstanbulmuş. Tam bir İstanbul aşığı olan Pierre Loti istanbula her geldiğinde Eyüpte ikamet etmiş. İstanbul ve Türk kültürünü çok sevdiğinden bu sevgisini romanlarına aktarmış. “Aziyade” adlı romanını yazdıran kadınla burda tanışmış. 1. dünya savaşında Batıya karşı Türkiyeyi savunan Pierre Lotiyi devlet erkanı Fahri İstanbul Hemşehrisi ilan etmiş. Türk insanının kalbinde yer edinen sanatçı istanbula her geldiğinde sevgiyle karşılanmış.Öyle ki TBMM bile şükran mektubu göndermiş kendisine. Eyüpte şu an bulunan kahvehaneye o zaman Pierre Loti ismi verilmiş ve şu an bulunduğu tepeye de Pierre Loti Tepesi denmiş.
Ulaşımı kolay istanbulun neresinde olursanız olun eyüp otobüsüne binin Eyüp Sultan Camisinin orda inin. (Eyüp Sultan Camisi için de ayrıca bir kadraj yazacağım) İster yaya olarak çıkın isterse Teleferik ile çıkın. Benim tavsiyem yaya olarak çıkmanızdır. Çünkü orda yürümek demek tarihte yürümek demektir. Eyüp Mezarlığının içinden gidilen patika yol ile tarih kitaplarında gördüğünüz bir çok Zat-ı Muhterem’in kabrini görmek nasip olacak sizlere. Her adımınızda tarihten bir sayfa geçeceksiniz. Yukarıya çıkıncaya kadar biraz yorulacaksınız ancak bu yorgunluk tatlı bir yorgunluk olacak sizler için. Tabi o eşsiz manzarayı görünce de bütün yorgunluğunuz uçup gidecek.
İstanbul’un yorgunluğunu atmak için gelin, burda bi kahve için. Halı gibi serilen Haliç’in sularına bırakın kendinizi. Orhan Veli gibi yapın burda; gözlerinizi kapatın ve İstanbulu dinleyin. İnanın o şiiri yaşayacaksınız orda. Bir fincan kahve isteyin o kahve kokusunda bulacaksınız istanbulu.
Ah o feshanedeki ramazan şenlikleri… Ah o teleferik… Ah pierre loti… Güzel günler geçirdim oralarda. Maneviyat duygusu çok yüksek bir yer Pierre loti. Güzel yazı olmuş Emrah, teşekkür ederim bana nostalji yaşattığın için… Takipteyim.
Geçen yıl İstanbul gezimde bir defa çıkma fırsatım olmuştu akşam teleferik ile çıkmıştık sonra gece saat 12 ye doğru mezarlığın içinden yürüyerek inmiştik, mükemmel bir manzarası olan harika bir yer.